28 Aralık 2011 Çarşamba

P-Line // Turkuaz-i Zamanlar



her karanlık çöküşü hüzünü getirmek zorunda değildir ardından. ve her hüzün karanlık değildir aslında.bir tuşa basarak ışıkları kapatan parmakların sahibi biz olduğumuz gibi, hüznü hüzünlü kılan da bizdik oysa..
hiçbir şarkı hep bizi anlatmazdı oysaki.. ya da bizim için yazılmamıştı aslında. ama her sözü kendimize biçilmiş kaftan sanıp da, daldık öyle renkli renksiz hatta yerli yersiz rüyalara. şarkı bittiğinde başka bir şarkıya geçmek çok kolaydı.. niceydi bize yazılan parçaların sayısı.. yazanın haberi olmasa da..
ve sonra hiçbir yemek bizim midemizi bozmak zorunda değildi. asiti yanlış salgılanmış bir mideye sahip olmak da bizim elimizde değildi. eğer herşeyi tadında bırakabilseydik belki de hiç kusmalarımız olmayacaktı. adımız midesize de çıkmayacaktı. nitekim yediklerimizde iş yoktu..
bugün sabahlamak istiyorum.. derken içerden bir yerlerden o anarşik ses, zorunlulukların kölesi olmuş beden hemen engel olurdu o sesin tonajına. zorunluluk ilk sırada olmalıydı çünkü, isteklerse kimbilir kaçıncı. birilerinin hep bir şeyler için bir yerlerinden uydurdukları bu sıradan düzene ayak uydurmak zorunda olmanın verdiği robotik durumun dışına çıkmak içinse sadece birkaç saat bize bahşedilendi.. askerdik ve her hafta olmasa da bikaç haftada bir çarşı iznimiz vardı kısıtlı zamanda. o zaman içebilirdik ve gülebilirdik..
kimse ne kadar hayal kurduğumuzla ilgilenmezdi ki. ama hayallerimizi söze getirmek suçtu bu hayatta. gözle görünmeyen zindanlara esir edilirdik sırf hayallerimizi kurduğumuzla kalmayıp dillendirdik diye..
inadına turkuaz-i zamanların içinde yakılmış minik spot lambalarının eşliğinde inadına hayal, inadına seslendirme ve inadına sınırsız uyku diliyorum..
çünkü geceler iyi, uykular tatlı olmalıydı bu hayatın bir yerlerinde..

11 Haz 2009 01:19

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder