5 Ocak 2012 Perşembe

P-Line // Eksi



Tuhaf olan ne biliyor musun? diye sordu yaşlı bir adam..

Tuhaf olan, hızlı geçen dakikaların, her adım atışında her şeyi sen farketmeden değiştirdiği. saatler, günler sonra farkına vardığın o değişikliklerin aslında bir anda olmadığı, hep yaşadıkları.

konuşurken başlamış aslında. sonra kanlı canlı karşında durduğunda da o değişiklik işleniyormuş hayatının bir yerine. işleniyormuş ağır ağır, ince ince ve derinden. sonra gözlerini bir açıyormuşsun, poooff... her şey toz ve duman.

e hani? uyandım, yine dört duvarın arasında bana bakan soğuk seslerin arasında. hani? dedim. hani içime döndüğümde dışıma çıkacaktı? güldü yaşlı adam. yüzündeki o değişikliklerin izlerini keskin çukurlara bıraka bıraka güldü. şeytan bastı kahkahasını anlayacağın.

sen. dedi. sen hala uykudasın genç bayan. uyurken o kadar masumsun ki, gecikiyor zaman suratına tükürmeye. işlenip hayata geçmeyi bekleyen birkaç gerçek var ve sen o kadar yazıksın ki, bekliyor zaman, içine gir, işle ve sonu kanlı olsun diye. bu sefer sancılarının ilacı yok genç bayan.

ya kan kaybından geleceksin yanıma, ya da merhem olacaksın kendi kendine.
ve şeytan eğildi, fısıldadı kulağıma;

'' Savaş naraları, nal sesleri arasında.
Silahsız, korumasız, ayakların çıplak.
Ve parlar aniden bir kılıç üzerinde
Bir tek darbeyle alır canını
Bir at başı seçebilirsin sadece hayal meyal
Sağrısı ter kan içinde, ağzı köpük, kulakları dik
Burun delikleri kocaman açılmış
Süvarisi kim?
Niye şimdi?
Ve niye sen? ''

uyanmadım. uykumdan uyanmadım.
Şeytan o kadar doğruydu ki, uyumaya doyamadım..

''Şeytanın Fısıldadıkları - Emre Yılmaz'' alıntısıyla..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder